HABERLER
Sıradan İçeriklerden Akılda Kalıcı Olanlara: En iyi marka iş ortaklıkları neden yalnızca gösterimlere göre değil, aslında fikirler göre kurulur?
2 Haziran 2026 | Chris Wilson, Amazon Ads Marka İnovasyon Laboratuvarı'nda Avustralya ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölgelerinin Başkanı
Görünür harcamalara ilişkin görünmez sorun
Kitleler, sevdikleri içeriklerle her zamankinden daha fazla zaman geçiriyor. Bu kitlelerin ilgi duyduğu dünyalara gerçek saygıyla, düşünceli ve yaratıcı şekilde yaklaşıp sözü geçen içeriklerin yanında yer alan markalar, insanların gerçekten önem verdiği şeylerin parçası olmaya ilişkin önemli bir fırsata sahiptir.
Görünmek ile akılda kalmak arasındaki fark ise çoğu markanın düşündüğünden çok daha büyüktür. Avustralya'daki 4 kişinden biri, yakın zamanda izlediği yapımla ilgili içerikler ya da deneyimler oluşturan markayı kendiliğinden hatırlayabilmektedir.1 Bu durum, görünürlük açısından farklı yaklaşımlar benimsemeye hazır markalar için önemli bir fırsat sunuyor.
En iyi marka iş ortaklıkları yalnızca markaya avantaj sağlamaz. Bu ortaklıklar sayesinde yapımların popülerliği artar, kitleler ödüllendirilir ve tarafların tek başına yaratamayacağı bir sonuç ortaya çıkar. Söz konusu iş ortaklıklarını, daha az akılda kalanlardan ayıran hususun ne olduğunu anlamak istedik.
Avustralyalılara marka içeriklerinin bir yapımla ilişkilerini nasıl etkilediğini sorduğumuzda, çoğunluk tarafsız yanıt verdi: İzledikleri içeriklerin keyfini her zamanki gibi çıkardıklarını, bundan olumlu ya da olumsuz etkilenmediklerini belirttiler. Önemli ve ticari açıdan anlamlı bir kesim ise çok daha olumlu yanıtlar verdi. Bu kişilerin %30'u, bir yapımdan aldıkları keyfi marka entegrasyonlarının aktif olarak artırabileceğini söylüyor. Ayrıca katılımcıların %11'i de sevdikleri yapımlara övgüde bulunan markaları görmekten hoşlanıyor. Yalnızca küçük bir azınlık, bu durumun deneyimlerini olumsuz etkilediğini düşünüyor.2
Bu istatistiklerin sunduğu fırsat son derece önemli. Çoğu kitle, markaların kendi eğlence dünyalarının bir parçası olmasına açıktır. Markaların, bu kitleler için dikkat vermelerine değecek içeriklerle karşılarına çıkması yeterli. Bunu yaptıklarında da tepkiler, hem hoşgörülü hem de gerçekten olumlu oluyor.
Katılımcıların %15'i, marka entegrasyonlarının geleneksel reklamcılığa kıyasla çok daha özgün olduğunu belirtiyor.3 Bu durum, kaçırılmış bir fırsata işaret ediyor. Bu makale ise söz konusu fırsatı nasıl yakalayabileceğinizi ele alıyor.
"İyi yapılmış" gerçekte ne anlama gelir?
İlgili hususlara geçmeden önce kitlelerin aslında ne istediğini kendi ifadeleriyle anlamak faydalı olacaktır.
990 katılımcıya açık uçlu bir soru sorduk: İyi olduğunu düşündüğünüz marka iş birliği ile rahatsız eden marka iş birliği arasındaki fark nedir?
Katılımcıların yanıtlardaki en yaygın tema; ticari niyet, sıklık veya uyumla ilgili değildi. Katılımcıların %12,4'ünün de belirttiği üzere iş birliklerinin samimiyetsiz bir şekilde uygulanması en yaygın verilen cevaptı.4
Kitleler, ustalıkla öne çıkan markaları benimser. Bu kitleler, uygulamadaki fırsatın iyi değerlendirilmediği anları fark eder.
Aslında bu kişiler, utanç verici uygulamaların tam olarak nasıl göründüğüne hakim.
Bu durum her yerde var olma sorununa benziyor: Katılımcıların %41'i, marka her yerde görünür olduğunda iş birliğinin zoraki hissettirdiğini söylüyor.5 Bunun nedeni de iş ortaklığının kendisinin yanlış olması değil, aşırı görünürlüğün markanın kolaycı davrandığı izlenimini vermesidir. Reklam materyali kalitesi, marka varlığı ölçeğiyle denk olduğunda iş ortaklıkları daha doğal hissettirir.
Kitleler, marka iş ortaklıkları konusunda uzman hâle geldi. Üründe yer alan fikri mülkiyet unsurları markanın fark edilmesini sağlayabilse de fikirle bütünleşmiş şekilde sunulan fikri mülkiyet unsurları ise markanızın gerçekten akılda kalmasına yardımcı olabilir. Benzer şekilde her anlaşmayı kabul eden bir oyuncuyla çalışmak da referans niteliği taşımaz. Tüketiciler aradaki farkı biliyor ve gördüklerini unutmuyor.
Bu hususu, açıklama yazmadan önce benimsek önemlidir. Kitleler ustalık talep ediyor. Markaların daha iyi iş birlikleri oluşturmak için neler yapması gerektiğini sorduğumuzda en popüler iki yanıt doğal varlık (%15,4) ve doğal entegrasyon (%14,8) oldu. Yine de katılımcıların en olumlu şekilde hatırladıklarına göz atalım: Film ve TV iş birlikleri. Yapımın dünyasıyla ilgili en derin ve en sürükleyici bağlılığı gerektiren biçim.6
"Doğal entegrasyon"un gerçekte ne anlama geldiğini kavradığınızda bu çelişki kendiliğinden ortadan kalkar. Bu, ölçekten bağımsız olarak deneyimin doğal bir parçası gibi hissetmek anlamına gelir. Yapımın dünyasıyla bütünleşmiş iş birliği, büyük çaplı bir reklam olsa bile göze batmaz. Çünkü deneyimi bozmak yerine pekiştirir.
Bir marka iş ortaklığının başarılı olması için üç hususun aynı anda bulunması gerekir: doğru uyum, doğru fikir ve doğru seviyede marka varlığı. Bu araştırma, çoğu marka iş ortaklığının düşük performans göstermesinin bu hususlardan birinin eksikliğinden değil, markaların bu hususları birbirinden bağımsız araçlar olarak ele almasından kaynaklandığını ortaya koymaktadır.
Tüm hususları ele almadan önce bu tür araştırmalara en açık kitlelerin kimlerden oluştuğunu anlamak yararlı olacaktır. Araştırmalar tutarlı şekilde aynı tarafa yöneliyor: Genç kitleler (18-34), yüksek gelirli haneler ile küçük çocuklu aileler marka entegrasyonlarıyla en ilgili segmentlerdir. Bu kitleler, entegrasyonları en çok hatırlayan, entegrasyonların yapımı üst seviyeye taşıdığını en çok düşünen ve bu entegrasyonlar doğrultusunda harekete geçme olasılığı en yüksek olan segmentler olarak karşımıza çıkar. 18-24 yaş arasındaki kişilerde, markayı kendiliğinden hatırlama oranı %56'dır. Bu da genel ortalamanın neredeyse iki katı. Küçük çocuklu aileler, üyelerin daha yaşlı olduğu hanelerdeki tek basamaklı oranlara kıyasla %20 oranında çok olumlu tepki göstermektedir.7
Bu kitleler, niş demografik gruplar değildir. İleride açıklayacağımız üç husus, bu kitlelere yalnızca reklamları görme açısından değil, aynı zamanda gerçekten dikkat çekecek şekilde onlara erişmekle ilgilidir.
Üç husus
1. Doğru uyum
Katılımcılarımızı iki gruba ayırdık: izledikleri içeriklerin büyük hayranı olduklarını belirtenler (olumlu hayran kitlesi) ve belirtmeyenler (olumsuz hayran kitlesi). Bu iki grubun hatırlama oranları arasında çarpıcı bir fark var.
Tutkulu hayranlar, tek bir reklam materyali kararı alınmadan önce bile marka varlığını hatırlama konusunda ilgisiz izleyicilere kıyasla %55 daha yüksek hatırlama oranına sahiptir (%45'e karşın %29). Hayran kitlesi, tek başına bir medya değişkenidir. Daha ilgi çekici olan konu ise biçimlerdir. Çoğu biçim (sosyal medya, TV reklamcılığı, ürün yerleştirme), hayranlar ve hayran olmayanlar arasında ölçülü farklılıklar olduğunu göstermektedir. Bir biçim ise bu kalıbı tamamen bozmaktadır: Film ve TV iş birlikleri. İlgisiz izleyicilerin yalnızca %5'i bir iş birliğini hatırlayabilmiştir. Tutkulu hayranlar arasında ise bu oran %27'ydi. Bu beş katlık fark, kitlenin fikri mülkiyet unsuru ile ilgilenme seviyesinden kaynaklanmaktadır.8
Ayrıca iş birlikleri, markaları hatırlayan kişiler arasında genel olarak en çok akılda kalan ikinci biçim olup TV reklamcılığıyla hatırlanma oranı açısından doğrudan rekabet etmektedir. Bu biçim, yalnızca hayran kitlesiyle gerçek bir bağ kurulduğunda işe yarayan tek biçimdir. İşe yaradığında da beklentilerin çok üzerinde bir performans gösterir.
Buradan çıkarılacak sonuç net: Uyum, açıklamanın sonunda üstünkörü şekilde kontrol edilecek ikincil bir husus değildir. Uyum, birincil medya değişkenidir. Doğru biçimi seçersiniz akıllarda yer edersiniz.
İş ortaklığı, tutkulu bir kitleye hitap ettiğinde gerisini bu kitle halledecektir. Araştırmalarımız da bunun ne kadar olduğunu ortaya koyuyor. Olumlu hayran kitlesindeki katılımcıların %56'sı, marka iş birliklerini komik veya eğlenceli oldukları için paylaştığını belirtirken %54'ü ise zekice ve iyi kurgulanmış olmalarından dolayı paylaştığını belirtiyor. Her iki oran da genel nüfusa kıyasla yaklaşık 20 puan daha yüksektir. Burada sonuçlarda beklenmedik şöyle bir durum var: Rahatsız edici bulunan iş birliklerinin paylaşılma oranı neredeyse hiç değişmiyor. Tutkulu hayranların %23'ü kötü iş birliklerini paylaşıyor. Bu oran neredeyse genel nüfusla aynı. Tutkulu kitleler, başarısızlığı diğer kitlelerden daha sert şekilde cezalandırmıyor. Başarıyı çok daha cömertçe ödüllendiriyorlar.9
Bu beklenmedik durum, özellikle eğlence alanındaki iş ortaklıklarında çok daha fazla önem taşır. Her türden ilginin iyi olduğunu savunan kişiler de vardır. Bazı bağlamlarda bu görüş desteklenebilir. Kampanyanız bir kitlenin gerçekten sevdiği şeyin içinde yer aldığında ise itibar açısından ortaya çıkan sonuçlar yalnızca markanızı etkilemez. Bu sonuçlar, onları da etkiler. Katılımcıların %5'i, kötü entegrasyonların yalnızca başarısız olmadığını, aynı zamanda yapımın kendisini de değersizleştirdiğini söylüyor. Bu durum, reklam aralarındaki akılda kalmayan reklamdan çok farklı bir risk türüdür.10
Bir yapımın uygun olup olmadığı üç testle belirlenebilir:
Her şeyden önce kitle: Markanızın kitlesi gerçekten bu yapımı mı yoksa sadece bu yapımın benzerini mi izliyor? Amazon'un sunduğu kitle analizi, yalnızca kitlenizin farkında olduğu yapımları değil, aynı zamanda gerçekten ilgisini çeken yapımları belirlemenize yardımcı olabilir.
İkinci adımda ise değerler: Yapımın temaları markanızın gerçekten savunduğu değerlerle uyumlu mu? Katılımcıların %33'ü, bir iş ortaklığının doğal hissettirmesinin en önemli nedeninin değer uyumu olduğunu belirtiyor.11
Üçüncü olarak da ton: Markanız, bu yapımın dünyasında yabancı gibi hissettirmeden var olabilir mi? Katılımcıların %33'ü, bu hususun da eşit derecede önemli olduğunu belirtiyor.12
Bu testleri, işaretlenecek kutular olarak değil de tek bir soru olarak düşünün: Bu marka buraya ait mi?
2. Gerçek katkılar sunan harika bir fikir
Uyum, size görünürlük kazandırır. Harika bir fikir de bunu yaptığınız için insanları mutlu eder.
İş birliğinin ilgili dünyaya doğal şekilde ait hissettirmesini sağlayan hususun ne olduğunu sorduğumuzda, katılımcıların %35'i iş birliğinin eğlenceli olması veya gerçek faydalar sunması yanıtını verdi. Bu yanıt, verilen tüm yanıtlar arasında en yüksek orana sahip yanıttı.13 Bu oran, değer ve ton uyumunun önüne geçerek önemli bir hususa işaret ediyor: Kitleler, marka etkileşiminin olumlu anlamda katkı sağlamasını istiyor.
Bu durum, ilgili dünyada yalnızca sizin markanızın sunabileceği bir şeyi kitleye sunmak anlamına gelir.
Liquid Death x The Boys
Liquid Death, The Boys dizisinin 4. sezonunu tanıtmak için The Deep (Chace Crawford tarafından canlandırılan, su takıntılı ve pek de zeki olmayan süper kahraman) karakterini kurgusal "Sağlık ve Sağlıklı Yaşam Elçisi" olarak seçti. 72 saniyelik reklamda The Deep, çocukları şekerli içeceklerin tehlikeleri konusunda uyarmak için bir sınıfa gider ancak öğrencilerden birine bardak dolusu saf şeker verir ve öğrencilerin önünde sigara içer. Liquid Death, daha sonra LinkedIn'de sahte bir "kamuoyu özrü" yayınlayarak The Deep ile çalışmalarını sonlandırdıklarını duyurdu. Bu gösteri, The Deep'in Liquid Death'in "Baş Sürdürülebilirlik Çalışanı" olarak görev yaptığı ve bir plajda plastik yaktığı 2021 yılındaki önceki iş birliğine dayanıyordu.
Kampanya, özgün fikri mülkiyet uyumunun klasik örneğidir: Her iki marka da aynı alışılmışın dışına çıkan, düzene karşı duran anlayışı paylaştığından iş ortaklığı zoraki yerine doğal bir his uyandırıyor. Kurgusal çerçeve, The Deep'in karakterine tamamen sadık kalmasını sağladı. Bu sayede reklamcılık ile içerik arasındaki fark belirsizleşti ve 4. Sezonun ilk gösterimi öncesinde önemli ölçüde organik bir ilgi yarattı.
En iyi fikirler, yapımın dünyasına özgü olanlardır. Bu fikirler, iş ortaklıkları olmadan var olamaz. Hedef, başka türlü var olamayacak bir iş ortaya koymaktır.
Biçim verileri de bunu desteklemektedir. Bir markayı hatırlayan tüm katılımcılar arasında hem Markalı Gıda Ürünleri (%11,1) hem de Koleksiyon Ürünü Promosyonları (%5,9) hatırlanan iş birlikleri arasında yer aldı.14 Bu iş birliklerinin sıklığı düşük olsa da akılda kaldıkları açıkça görülüyor. Bir yapımın dünyasının fiziksel ve somut uzantıları, tam da iş ortaklıkları olmadan var olamadıkları için etki yaratır. Bunlar fikre olan bağlılığın kanıtıdır.
3. Ekranın ötesine taşıma
En çok akılda kalan iş ortaklıkları, jeneriğin girmesiyle sona ermez. Kitleler de sırada ne olduğuna zaten hazırdır.
Bu araştırmada dikkat çekici olan husus, izleyicilerin izleme sırasında pasif kalmamasıdır. İzleyiciler zaten bu anda, bir alışveriş yolculuğunun içindeler. Eğlence penceresi, ticari değerlendirmeden ayrı değildir. Kitlelerin önemli bir kısmı için bu ikisi iç içe geçmiştir.
Temas noktaları genelinde doğal şekilde yayılarak, yapımın dünyasını ürün deneyimiyle birleştirerek ya da orijinal yerleştirmenin ötesinde bir fikri sürdürmek için hem yeteneği hem de fikri mülkiyet unsurunu kullanarak bu yaklaşıma saygı gösterildiğinde marka iş birlikleri, andan ilişkiye dönüşür. Bu gerçekleşmediğinde ise güçlü ve ilk uygulama bile kaçırılmış bir fırsat gibi hissettirilebilir.
Buradaki önemli kelime, "doğal" kelimesidir. Katılımcılarımız kesin bir sonuç ortaya koydu: Doğal entegrasyon (%14,79) ve doğal varlık (%15,41), markaların iyileştirmesi gereken hususlara ilişkin en sık verilen iki yanıt oldu.15 Fikri farklı biçimler genelinde yaymak, aynı markalaşmayı ilgisiz içeriklerde tekrarlamak yerine her temas noktasının kendi değerini kanıtladığı durumlarda en iyi sonuçları sağlar. Gerçek entegrasyonu ödüllendiren kitle, aynı zamanda doğal olmayan bir entegrasyonu da cezalandıracaktır.
Uzantı, yaratılan dünyaya uygun şekilde yayılmak anlamına gelir. Marka, her temas noktasında tıpkı yapım içinde hissettirdiği gibi doğal hissettirmelidir. Bu sayede gerçek katkı sağlar.
Anket katılımcısı, 35 yaşBu noktada her şey duyarlılığa bağlı. Zevkli veya düşünceli bir şekilde yapılması fark etmiyor. Yalnızca açık ürün yerleştirmeleri/zoraki iş birliklerinden bahsetmiyoruz.
Boşluktaki fırsat
Araştırma tutarlı bir tablo ortaya koyuyor.
Kitleler, marka iş ortaklıklarına karşı şüpheyle yaklaşmıyor. Yine de bu kitleler, dikkatlerini gerçekten çeken uygulamalar gibi daha iyi iş ortaklıklarına da hazır. Kitlelerin %97'si, marka entegrasyonlarına aktif olarak karşı çıkmamaktadır. Buradaki fırsat, şüpheyle yaklaşan kitleyi ikna etmek değildir, ilgili kitlenin dikkatini çekmektir.
Sıradan içeriklerden akılda kalıcı olanlara giden yolda üç durak bulunur: doğru kitleye uygun doğru yapımı seçmek, yalnızca o dünyada var olduğunuz için işe yarayan bir fikir oluşturmak ve bunu her temas noktasında doğal hissettiren şekilde yaymak.
Bu üç husus bir araya geldiğinde araştırmalar nelerin mümkün olduğunu ortaya koyuyor. Hatırlanmada artışlar görülür. Yapımla kurulan ilişki, zarar görmek yerine güçlenir. Kitleler de bundan bahsediyor. Bu sayede markalar, birinin en sevdiği yapımın köşesindeki logonun ötesine geçerek o yapımda anlatılan hikayenin bir parçası hâline gelir.
İşte, buradaki fırsat budur. Geriye kalan tek soru ise hangi markaların bu fırsatı yakalamaya hazır olduğudur.
Kaynaklar
1-15 Ideally tarafından yürütülen araştırma, Mart 2026. N=1.236 Avustralyalı katılımcı. Amazon Ads iş ortaklığıyla hazırlanmıştır.